27 Aralık 2012 Perşembe

MEM-U ZİN EFSANESİ



Mem u Zin destanı aslında iki destandır. Destanın bir yüzünde kavuşan Tajdin ile Siti’nin, bir yüzünden de kavuşamayan ve aşktan ölen Mem ile Zin’in destanları vardır.

’Ey insanlar, hepiniz bu adamı dinleyin’ cümlesi ile başlayan destan iki meleğin hapse girmesiyle devam eder. Bu iki melekten biri Mem biri de Zin’dir. Sonra meleklerden biri Zin’i alıp, Mem’in yanına götürme teklifinde bulunur. Melekler bu isteği gerçekleştirir. Botan* Beyi’nin kızını (Zin) alıp Mem’in yanına götürürler. İkisi uykudan uyanır. Korkarlar ilk başta Çünkü bilmek korkutur. Peki neyi biliyordular? Birbirine aşık olduklarını ve onları ancak ölümün ayırabileceğini... Melekler Zin’i alıp geri götürüler, artık destan dünyevi hayata kaymış olur.

İkinci karşılaşmaları bir nevruz gününde olur.Zin ile kız kardeşi Siti erkek kılığına girerler nevruza gitmek için. Her birnin parmağında bir yüzük vardır. Nevruzun kutlandığı alanda karşılaşırlar .Mem’in yanında da biraderi Tajdin vardır Gençler, kızların güzelliğnden o kadar etkilenirler ki oracıkta bayılırlar. Ayıldıklarında parmaklarında yüzük vardır. Bunun bir hayal olduğunu düşünseler de parmaklarındaki yüzük gerçeği ifşa etmektedir zaten her iki taraf da yemeden içmeden kesilir. Bu durumu farkeden Zin’in analığı ısrar eder ve Zin ona açılır. Analık o iki civanı bulmaya karar verir. Bulması da o kadar da zor olmaz. Öyle bir ’illete’ düşmüşler ki bütün herkes Mem ile Tajdin’i bilmektedir. Analık onları bulur, artık Zin ile Siti’nin kim olduğunu öğrenen Mem ile Tajdin onları istemeye karar verirler. Yalnız bir sorun vardır. Bir evden aynı anda iki tane gelin çıkamaz. Mem hiç düşünmeden sırasını Tajdin’e verir. Tajdin ile Siti evlenirken Mem ile zin de beklerler.

Beko Botan Beyinin yanında yanaşmadır. Beyi doldurur, Mem’in asıl niyetinin Zin’i alıp onun beyliğini ele geçirmek olduğunu iddia eder. Bu söylentiler çoğalınca Mem alınıp zindana atılır Bu aşk artık ’yasak aşk’tır.

Zin üzüntüden yataklara düşer. Bunu gören Bey Zin’i salıverir zindana. Özellikle Zin’in ’Ben öldükten sonra kimse karalar bağlamasın’ sözü Beyi yumuşatmıştır. Zin zindana gider ama Mem ölmüştür artık.

Mem’in ölümünü duyan Botan halkı yas tutar Şehirdeki bütün insanlar matem elbiselerini giymişlerdir. Hatta ağaçlar bile Mem’in ölümüne yapraklarını dökmüşlerdir. (Ahmed-i Xani Botan halkının siyah ve kapalı renklere düşkün olmasını o güne bağlar.)

Mem’in ölmesi demek aşkın sürgün edilmesi demektir. Ve Zin’in gelip mezarın başında ağıt yakmasıyla ağlayış bir senfoni halini alır. Mem’in mezarı başında ağlayan Zini ölüm şerbetini içerek bu dünyadan göçer.

"Zin’in ölümünden sonra Mem’in mezarı açtılar. Bey dedi ki: ’Memo al sana yar! ’ Mem’in mezarından üç defa ses geldi ve o ses ’merhaba’ diye.... Gerçeğin bu sırrını işiten herkes aşka inandı."

Beko’yu ise Tajdin öldürür. Beko diğer dünyada da iki aşığı rahat bırakmaz. Bir kara çalı olur girer aralarına, bunun üzerine Mem ve Zin yıldız olur gökyüzüne çıkarlar. Beko da bunların peşinden gökyüzüne çıkar, kavuşmalarını engeller.

*alıntı*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.